Suriye sahasındaki binlerce silahlı grubun, radikal gruplardan yağmacılara kadar, tek bir çatı altında toplanması en önemli mesele olarak öne çıkıyor. Bu gruplar arasında Doğu Türkistan ve Çeçenistan gibi bölgelerden gelen yabancı cihatçılar da bulunuyor. Suriye Savunma Bakanlığı çatısı altında silahlı grupların birleştirilmesi için yeni bir çalışma başlatıldı. Bu ilk girişim değil; daha önceki denemeler yapısal sorunlar nedeniyle başarısız oldu.
Sahadaki silahlı gruplar arasında ciddi anlaşmazlıklar var; yıllarca birbirleriyle savaşmış, farklı ideolojilere sahip gruplar mevcut. Bazıları Müslüman Kardeşler yanlısı, bazıları cihatçı, bazılarının ise belirli bir ideolojisi yok ancak mal, mülk, güç ve nüfus nedeniyle kan davası güdüyor. Yaklaşık 14 yıllık iç savaş boyunca bu gruplar bulundukları bölgelerde ekonomik ağlar kurup siyasi güç elde etti. Üst düzey komutanlar hem zengin hem de güçlü; düzenli bir orduya katıldıklarında binlerce kişiye emir veren konumdan emredersiniz komutanım diyen birine dönüşecekler. Bu nedenle gruplar bütün halinde entegre olmak istiyor, ancak bu yaklaşım önceki girişimlerde sorun yarattı. Gruplar kendi içlerinde gruplaşıp diğerlerine karşı düşmanca hareket ediyor, ortak bilinç ve ortak hedef oluşturamıyor.
Yeni yöntem çerçevesinde grupların dağıtılması planlanıyor: X grubundaki bireyler ve savaşçılar teker teker farklı birliklere, taburlara dağıtılacak. Birlik komutanları ve hiyerarşik yapı baştan sona düzenlenecek. Çıkıntılık yapanlar tasfiye ediliyor. Bu girişim tüm Suriye sahasındaki silahlı grupları kapsıyor; sadece SDG'den bahsedilmiyor. Türkiye'nin yıllarca desteklediği Milli Suriye Ordusu ve ÖSO gibi grupların en önemlileri, örneğin Ebu Emşet ve Hamza Tugayları gibi örgütlerde de tasfiyeler sürüyor. Savunma Bakanlığı çatısı altına güzellikle dahil olmak isteyenler dahil ediliyor, istemeyenler tasfiye ediliyor.
Hamza Tugayları gibi büyük grupların arkasında Türkiye'nin olması, Türkiye'nin bu işe nasıl yaklaşacağı endişesini doğuruyor. Türkiye'nin bu silahlı grupları Şam'daki yeni orduya entegre edip Suriye'de güç mücadelesine devam etmek isteyebileceği görüşleri var. Ancak Türkiye bu kararı desteklediğini belirtip Şam'a destek verdi. Desteğin boyutları bilinmiyor; Türkiye'nin sorun çıkarabilecek gruplar konusunda uyarıp uyarmadığı veya müdahale edip etmediği açık değil. Türkiye hem tasfiyeye hem de grupların dağıtılarak yeni orduya entegrasyonuna destek veriyor. Yabancı cihatçılar da dağıtılacak ve yakından izlenecek.
Irak, Ürdün ve Suriye sınırında üçgen halindeki El Teneffüssü bölgesinde ABD'nin desteklediği ÖSO da bu çatı yapıya dahil edilecek. Suriye Savunma Bakanlığı kaynakları, bir orduya ihtiyaç olduğunu ve yıllarca savaşan insanların ciddi askeri çatışma tecrübesinin kullanılması gerektiğini belirtiyor. Bu kişiler başıboş bırakılırsa çiftçilik veya bakkal açıp sakız, çikolata satmayacakları için bir çatı altında zapturapt altına alınmaları gerekiyor.
Türkiye, onca yıl destek verdiği grupların dağıtılmasına destek veriyor ancak tüm taleplerinden vazgeçmiyor. Suriye'deki mevcut yönetim bir devlet ve ordu kuracak bilgi, birikim ve kapasiteye sahip değil. Ordu kurmak bürokrasiden eğitime kadar çok boyutlu bir iş; bilgi, birikim ve tecrübe gerektiriyor. Türkiye, Şam'la yakından hareket ediyor ve Şam'a destek veriyor. Suriye Savunma Bakanlığı'ndan isimler ve Türkiye, ordunun yeniden yapılandırılmasında aktif olarak yer alıyor. Sadece kurulması değil, yeniden yapılandırılması da önemli çünkü önceki girişimler boşa düşmüştü. Bu girişimde Türkiye aktif olarak destek veriyor ve yeniden yapılanma ile eğitim süreçlerinde yer alıyor.
Bu yayın için izleyiciler toplamda 28 yorumda bulunmuş. 8962 defa izlenen yayın 271 kişi tarafından beğenilmiş.
Yorumlar genel olarak Suriye'deki silahlı grupların bir çatı altında toplanması ve yeni ordu kurulması konusundaki tartışmalara odaklanıyor. Bazı yorumcular, bu grupların (örneğin PKK, IŞİD veya El Nusra gibi) gerçekte terörist yapılar olduğunu ve Türkiye'nin bu gruplara destek verdiğini iddia ediyor. Eleştiriler, Türkiye'nin Suriye politikasını, Esad'ın devrilmesini ve İsrail'in bölgedeki rolünü vurguluyor; ayrıca, kurulacak ordunun inandırıcılığı sorgulanıyor ve geçmiş hatalar nedeniyle pişmanlık dile getiriliyor. Teşekkür ve beğeni ifadeleri de yer alıyor, ancak genel ton eleştirel ve şüpheci.