Hediye Levent'in sunuculuğunda gerçekleşen programda gazeteci ve yazar Perver Ahmet konuk olarak yer aldı. Programda Irak merkezli gelişmeler Türkiye bağlamında üç ana başlık altında ele alındı.
İlk başlık Şengal meselesiydi. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın New York'ta Irak Başbakanı Ali Zeydi ile yaptığı görüşmede Şengal yönetiminin ve YPŞ birliklerinin tam entegrasyonunu savunduğu, ağır silahların alınmasını talep ettiği belirtildi. Şengal'den giden heyetlerin Eylül ayında Bağdat'ta Irak İçişleri Bakanıyla görüşerek taleplerinin önemli bir kısmını kabul ettirdiği aktarıldı. Bu talepler arasında silahlı kuvvetlerinin korunması, ağır silahların muhafazası, Laleş tapınağının korunması ve Sincar Dağı'nda kendi silahlı güçlerinin olması yer alıyordu. Ayrıca kendi özel yönetimlerinin ve meclislerinin olması talebi de dile getirilmişti. Ancak Erdoğan'ın 24 Eylül'deki görüşmede tam entegrasyon istediği ve silahların dağıtılmasını talep ettiği ifade edildi.
İmralı'dan Abdullah Öcalan adına yapılan açıklamanın tartışma konusu olduğu, bu açıklamanın Öcalan'ın daha önceki açıklamalarından derlenmiş olabileceği iddialarının ortaya atıldığı belirtildi. YPŞ birliklerinin 2014 yılında PKK'ye yakın gruplar tarafından kurulduğu ve IŞİD saldırılarına karşı Ezidi halkını koruduğu, kimi kaynaklara göre 3.000'den fazla silahlı gücü bulunduğu aktarıldı.
Şengal'in stratejik önemi vurgulandı. Buranın Irak'tan Suriye'ye geçen hat üzerinde kritik bir noktada olduğu, Haşdi Şabi, İran, Hizbullah ve PKK açısından önem taşıdığı belirtildi. Şengal Dağı'nın 1460 metre yüksekliğinde olduğu ve Körfez Savaşı sırasında Saddam Hüseyin'in buradan İsrail'i vurabildiği hatırlatıldı. Bölgenin petrol ve ticaret güzergahı açısından da kritik olduğu, Rabia sınır kapısının stratejik önem taşıdığı ifade edildi.
Ezidilerin iç bölünmelerine değinildi. Bir kesimin Kürt olmadıklarını belirterek Bağdat'a entegre olmaya hazır olduğunu, ikinci kesimin kendi özerk yapısını istediğini, üçüncü kesimin ise YPŞ çizgisinde Öcalan paradigmasını benimsediğini dile getirdiği aktarıldı. Ezidilerin Haşdi Şabi statüsü talep ettiği, çünkü YPŞ'nin zaten Haşdi Şabi'nin paralel yapısı olduğu ve maaşlarını oradan aldığı belirtildi.
İkinci başlık peşmergenin birleştirilmesi meselesiydi. KDP ve KYB peşmergelerinin uzun yıllar ayrı hareket ettiği, şimdi birleştirilmesine dair açıklama yapıldığı ancak soru işaretleri bulunduğu ifade edildi. KDP'nin 80, KYB'nin 70 tümeni olduğu ve bunların birleştirildiği belirtildi. Peşmerge Bakanlığı'nın kimin kontrolünde olacağının belirsiz olduğu, YNK'ye bağlı olacağının söylendiği aktarıldı. Hükümetin Ekim ayı içinde kurulacağı ve Peşmerge Bakanlığı'nın yeni bakanlığa atanacağı bilgisi paylaşıldı.
Üçüncü başlık Neçirvan Barzani'nin Bağdat ziyaretiydi. Barzani'nin pürüzsüz Arapça konuştuğu ve yakasında sadece Irak bayrağı rozeti taktığı, çift rozet takmadığı dikkat çekti. Bu ziyaretin güçlü Irak, tek ordu, tek millet söylemlerinin politikaya döndüğü günlerde gerçekleştiği belirtildi.
Bölgede ABD'nin çekilmesinin ardından yeni bir ekonomi ve güvenlik konseptinin inşa edildiği, IKBY'nin ayrıcalıklarının riske girmeye başladığı ifade edildi. Tom Barak'ın IŞİD'le mücadele koalisyon misyonunun bittiğini açıklarken Kürtlerden hiç bahsetmemesinin dikkat çekici olduğu vurgulandı. Kürtlerin sahadan geri plana çekildiği, Neçirvan Barzani'nin bunu görmüş bir politikacı olarak Bağdat, Tahran ve Ankara'yla ilişkilerini iyi tutmaktan başka şansı olmadığı değerlendirildi.
Mesut Barzani'nin Şengal konusundaki sessizliğinin süreçle bağlantılı olduğu, Türkiye'nin Mesut Barzani ve oğlu Neçirvan Barzani'nin açıklamalarından rahatsız olduğu, bazı kaynakların onları İsrailci olarak nitelendirdiği aktarıldı. Mesut Barzani'nin en son Cizre'ye gelerek Melayê Cizîrî sempozyumuna katıldığı ve Kürtçe konuşma yaptığı, bunun rahatsızlığa neden olduğu hatırlatıldı.
Ezidilere yönelik soykırım sonrası yaşanan travmanın devam ettiği, geçen hafta 23 kişinin cenazesinin toplu mezardan çıkarıldığı, binlerce insanın akıbetinin hala bilinmediği belirtildi. Uluslararası camianın verdiği sözlerin çoğunun yerine getirilmediği ifade edildi.
Muharrem Palaz'ın Öcalan'ın Şengal için Türk modeli gibi bir model geliştirilmesi çağrısında bulunduğu, bunun aslında Şam modeli anlamına geldiği, yani SDG'nin dağıtılıp Şam'a entegre edilmesinin kastedildiği aktarıldı.
Türkiye'nin Irak'ta 100'den fazla üssü olduğu, bunların boşaltılacağına dair bir görüşme veya müzakere gündeme gelmediği, Başika ve Zilkan üslerinin statüsünün değişme ihtimalinin yüksek olduğu değerlendirildi.
Şengal düğümünün çözüleceği ancak Türkiye'nin istediği gibi olmayacağı, tatlıya bağlanacağı öngörüldü. Süreçte başka belirsizlikler de bulunduğu, Kandil'in statüsü, PKK'lıların nereye gideceği, İran'ın tavrının ne olacağı gibi konuların açıklığa kavuşmadığı belirtildi. Şengal meselesinin PKK'nın silah bırakma meselesinin yanı sıra sürece destek verenler ve itiraz edenler arasında karar verme açısından önemli bir nokta olabileceği ifade edildi.
Programda Rusya'nın bölgede aktif hale geldiği belirtilerek İkbal Hoca ile üçlü bir yayın yapılabileceği konuşuldu. Perver Ahmet, Rusya'nın bu bölgeyi bırakmayacak gibi göründüğünü, hem İran'da hem Erbil'de hem Bağdat'ta görüşmeler yaptığını aktardı.
Bu yayın için izleyiciler toplamda 0 yorumda bulunmuş. 0 defa izlenen yayın 0 kişi tarafından beğenilmiş.