Hediye Levent'in sunuculuğunda, konuklar Gönül Tol ve Sarkis Kassargian ile Ortadoğu'daki güncel gelişmeler ele alındı. İlk olarak, Türkiye ile İsrail arasındaki son gerilim ve bu gerilimin arkasındaki popülist söylemler tartışıldı. Gönül Tol, bu söylemlerin sahadaki pratik bir çatışmaya dönüşme ihtimalinin düşük olduğunu, iki ülkenin Suriye gibi alanlarda pragmatik bir uzlaşı içinde hareket ettiğini vurguladı. Sarkis Kacaryan ise gerilimin daha çok Netanyahu ve Erdoğan arasında siyasi kazanç sağlamaya yönelik olduğunu, Türkiye-İsrail ilişkilerinin tarihsel derinliğini hatırlattı.
Amerika'nın Türkiye-İsrail gerilimine yaklaşımı değerlendirildi. Gönül Tol, Amerika'nın şu anki kaotik ortamda bu konuya odaklanmadığını, ancak pek çok sahada (Libya, Suriye) Türkiye ile çıkarlarının örtüştüğünü, İsrail'in bazı eylemlerinin ise ABD politikalarını baltalayabildiğini ifade etti.
Hürmüz Boğazı krizi ve İran ile yapılan müzakereler detaylıca konuşuldu. Tol, İran'ın Hürmüz üzerindeki kontrolünü asimetrik araçlarla sürdürebileceğini, Trump'ın abluka kararının ise İran ekonomisini daha fazla sıkıştırmak ve nihayetinde masaya getirmek amacı taşıdığını öne sürdü. Ancak, bu ablukanın ucu açık bir askeri angajman anlamına geldiğini ve tek başına sürdürülemeyeceğini belirtti. Sorunun çözümünün ancak uzun soluklu diplomatik müzakerelerle mümkün olabileceği vurgulandı.
İsrail'in Lübnan saldırıları ve Washington'daki görüşmeler ele alındı. Tol, Netanyahu'nun iç siyasette konsolidasyon sağlamak için savaşı kızıştırmak istediğini, ancak Hizbullah'ın askeri operasyonla silahsızlandırılamayacak toplumsal bir destek ve siyasi hareket olduğunu söyledi. İsrail'in saldırılarının Hizbullah'a desteği artırdığı ve Lübnan kurumlarının güçlenmesi gerektiği ifade edildi.
Sarkis Kacaryan, Körfez ülkelerinin tek bir bakış açısı olmadığını, Trump'ın bölgeyi Amerika ya da Çin arasında seçim yapmaya zorladığını anlattı. Büyük projeler (IMEC, Kuşak Yol) çerçevesinde Türkiye ve İsrail'in rollerinin detay olarak kalabileceğini, asıl belirleyicinin bu mega projeler olacağını savundu. Körfez ülkelerinin İran'ın istikrarsızlaşmasından endişe duyduğunu, çünkü bunun mülteci, güvenlik ve enerji akışı açısından büyük riskler taşıdığını ekledi.
Son olarak, Lübnan'daki durum ve iç savaş riski değerlendirildi. Kacaryan, farklı gruplarla yaptığı görüşmelerde kimsenin iç savaş istemediğini gözlemlediğini, İsrail'in amacının Hizbullah'la mücadeleden ziyade güney Lübnan'ı kontrol altına almak olduğunu ifade etti. Yarınki İsrail-Lübnan görüşmelerinden somut bir sonuç beklemediğini, ancak doğrudan görüşme tabusunun kırılması açısından sembolik önemi olduğunu belirtti.
Program, ertesi günkü yayın duyuruları ve izleyicilere teşekkürlerle sona erdi.
Bu yayın için izleyiciler toplamda 6 yorumda bulunmuş. 2138 defa izlenen yayın 411 kişi tarafından beğenilmiş.
Yorumlarda Sarkis Kasarciyan'ın bölgeden gerçekçi analizler yapan önemli bir gazeteci olduğu ve takip edilmek istendiği belirtiliyor. Programın bilgi dolu ve kadrosunun süper olduğu ifade ediliyor. Ayrıca, Trump'ın Japonya ve Güney Kore'ye zarar verdiği, bu nedenle ABD'nin Pasifik'ten kovulacağı yönünde bir görüş paylaşılıyor. Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrolün Çin'in toplam petrol ithalatındaki oranının %10 olduğu bilgisi veriliyor.