Hediye Levent'in sunduğu programa konuk olan felsefeci yazar Sadık Usta, deprem felaketi ve sonrasında yaşananlar üzerinden Türkiye ve Ortadoğu coğrafyasının felsefi, tarihsel ve toplumsal durumunu ele aldı. Depremin yalnızca doğal bir afet olmadığını, insan eliyle derinleşen bir felakete dönüştüğünü vurguladı. Ortadoğu'nun mezhep çatışmaları, yönetim sorunları ve aydınlanma eksikliği nedeniyle bir türlü insani standartlara ulaşamadığını ifade etti.
Sadık Usta, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu, Avrupa'nın Rönesans öncesi dönemine benzetti. Akıl, bilim ve felsefenin geri plana itilmesiyle toplumların nasıl gerilediğini tarihten örneklerle açıkladı. Özellikle eğitim sisteminde felsefenin önemsenmemesi ve din odaklı bir yaklaşımın benimsenmesinin, toplumsal sorgulama yeteneğini zayıflattığını belirtti.
Lizbon depremi örneğinden yola çıkarak, toplumsal dönüşümlerin ani değil, zamana yayılan süreçler olduğunu anlattı. Gençlerin sorgulayıcı bakış açısına sahip olmasının önemine değinerek, felsefenin günlük hayatta nasıl bir rehber rolü oynayabileceğini tartıştı. Felsefenin halkçılaştırılması, anlaşılır bir dille anlatılması ve toplumsal kutuplaşmayı aşmada bir araç olarak kullanılması gerektiğini savundu.
Ütopya kavramı üzerine yaptığı çalışmalardan bahseden Usta, Türkiye'nin Cumhuriyet devrimleriyle bir ütopyayı hayata geçirdiğini, ancak zamanla bu idealden uzaklaşıldığını ifade etti. Yeni bir ütopya ihtiyacının altını çizerek, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik temelinde bir toplum inşa etmenin önemini vurguladı.
Programın son bölümünde izleyicilerden gelen soruları yanıtlayan Sadık Usta, gençlere umut aşılayarak, Türkiye'nin geleceği için felsefi ve eleştirel düşüncenin canlandırılması gerektiğini tekrarladı.
Bu yayın için izleyiciler toplamda 27 yorumda bulunmuş. 4077 defa izlenen yayın 305 kişi tarafından beğenilmiş.
Yorumların özeti:
İzleyiciler, konuk Sadık Usta'nın fikirlerini takdir ediyor, onu ileri görüşlü ve takip edilmesi gereken biri olarak nitelendiriyor. Programın aydınlatıcı, faydalı ve yalın bir dille aktarıldığı, özellikle felsefeyi halkçılaştırmak vurgusunun değerli bulunduğu belirtiliyor. Bazı yorumlarda, ütopya türündeki klasik eserlere ve Türk ütopyalarına atıfta bulunularak, toplumun yeni, dayanışmacı ütopyalara ihtiyacı olduğu ifade ediliyor. Abdullah Cevdet gibi isimlerin unutulmuş olmasından duyulan üzüntü paylaşılıyor. Ayrıca, eğitim ve dilin akademik olmasından kaynaklanan anlama zorluklarına, deprem gerçeğinin unutulmasına ve geçmişteki siyasi gelişmelere dair eleştirilere de yer veriliyor. Genel olarak, program ve konuk için teşekkür ve takdir mesajları hakimdir.