Hediye Levent ve konuğu Reza Talebi, İran'a yönelik artan savaş tehdidi ve İran'ın bölgesel hazırlıkları üzerine bir yayın gerçekleştirdi. Program, İran'ın geleneksel direniş ekseni politikasının mevcut durumu ve geleceği üzerine odaklandı.
Rıza Talebi, İran'ın ideolojik bir devlet olduğunu ve Devrim Muhafızları'nın anayasal görevinin devrimi korumak ve yaymak olduğunu vurgulayarak başladı. Bu nedenle İran'ın bölgedeki ilişkilerinin çoğunlukla taktiksel olduğunu, Rusya ve Çin ile bile stratejik bir dostluktan ziyade geçici ortaklıklar kurulduğunu belirtti.
Direniş ekseni kavramının tarihsel kökenlerine inen Rıza Talebi, Şah döneminde bile İran'ın Lübnan'daki Şiilerle ilişkiler kurduğunu, ancak bu politikanın İslam Devrimi ile sistematik bir hale geldiğini anlattı. Bu bağlamda, karizmatik bir din adamı olan Musa Sadr'ın Lübnan'da Emel Hareketi'ni kurarak Hizbullah'ın temellerini attığına değindi.
Günümüzdeki direniş ekseni aktörleri tek tek ele alındı: Lübnan Hizbullah'ının İran için İsrail sınırındaki kritik kozu olduğu, ancak Suriye'ye dahil olmasıyla büyük kayıplar verdiği ve İsrail istihbaratına açık hale geldiği ifade edildi. Hamas ile ilişkilerin ise ideolojik farklılıklar nedeniyle inişli çıkışlı olduğu, 7 Ekim saldırısında İran'ın haberdar olmadığı ve Hamas'a tam güven duyulmadığı aktarıldı.
Suriye'de Esad rejiminin çöküşü sonrası İran'ın, Fatimiyun (Afgan), Zeynebiyun (Pakistanlı) ve Hüseyniyun (Azeri) gibi paralı milis gruplar oluşturduğu, ancak bunların etkinliklerinin sınırlı kaldığı ve zamanla Devrim Muhafızları bünyesinde eritildiği belirtildi.
Programın önemli bir bölümü Irak ve Haşdi Şabi'ye ayrıldı. Rıza Talebi, Irak'ı İran için ikinci bir İslam Cumhuriyeti veya alternatif bir devlet olarak tanımladı. İran'ın Irak'ta askeri, siyasi ve ekonomik derin bir nüfuz ağı kurduğunu, ancak ekonomik sorunlar ve yanlış politikalar nedeniyle bu etkinin zayıfladığını ifade etti. Haşdi Şabi'nin İran için son kalan kritik kale olduğu, ancak ABD ve İsrail baskısı altında olduğu vurgulandı. İran'ın şu anda Irak'ta bir çatışmadan kaçınarak, bu gücü gelecekteki pazarlıklar için bir koz olarak saklamaya çalıştığı değerlendirmesi yapıldı.
Yemen'deki Husiler konusunda ise İran'ın Suudi Arabistan ile uzlaşma sürecinde Husileri frenlediği, onları stratejik bir rezerv olarak tutmaya çalıştığı anlatıldı.
Rıza Talebi, İran'ın askeri ve güvenlik yapısındaki ciddi zafiyetlere dikkat çekti. Devrim Muhafızları'nda liyakatin yerini ideolojik bağlılığın aldığını, üst düzey kadroların yolsuzluğa bulaştığını ve Mossad'ın İran güvenlik aygıtına sızdığını iddia etti. Bu koşullar altında İran'ın geleneksel direniş ekseni politikasını sürdürecek mali ve lojistik gücünün kalmadığını, bu nedenle grupları suskunluğa zorladığını savundu.
ABD'nin İran'a doğrudan askeri müdahalede çekimser kalmasının nedenleri arasında, Irak ve Afganistan tecrübeleri, kara kuvvetlerine bağlı uzun ve maliyetli bir savaş istememesi ve İran'ın intihar vari bir karşılıkla bölgeyi ateşe verme ihtimali gösterildi. ABD'nin mevcut stratejisinin, ekonomik abluka ve içeriden bir çöküş beklentisi üzerine kurulu olduğu belirtildi.
Türkiye'nin arabuluculuk çabalarının önemine değinildi. Hamaney'in kişisel inancı ve şehadet arzusu nedeniyle geri adım atmaya yanaşmadığı, bu nedenle müzakerelerin tıkandığı ifade edildi. Rusya ve Çin'in İran'a stratejik destek vermediği, aksine onu kendi çıkarları için kullandığı ve olası bir savaşta yalnız bırakacağı vurgulandı.
Soru-cevap bölümünde, İran Devrim Muhafızları'nın darbe yapma ihtimali, Rıza Pehlevi'nin muhalefet içindeki konumu ve Musa Sadr'ın mirası gibi konular tartışıldı. Rıza Talebi, Pehlevi yanlısı muhalefetin İsrail'e yakınlaşmasının İran içindeki ve diasporadaki diğer muhalif grupları uzaklaştırdığını ve bölücü bir etki yarattığını dile getirdi.
Bu yayın için izleyiciler toplamda 77 yorumda bulunmuş. 17395 defa izlenen yayın 1088 kişi tarafından beğenilmiş.
Yorumların özeti:
İzleyiciler, Hediye Levent ve konuk Rıza Talebi'yi bilgilendirici, aydınlatıcı, kaliteli ve objektif bulduklarını belirterek teşekkürlerini iletiyor. Programın bilimsel, derinlemesine ve arşiv niteliğinde olduğu, başka yerlerde bulunamayacak değerli bilgiler içerdiği vurgulanıyor. Rıza Talebi'nin İran'a dair analizleri gerçekçi, net ve güvenilir bulunuyor; Türkçesinin iyi olması da takdir ediliyor.
Bazı yorumlarda, İran rejiminin eleştirildiği ve Direniş Ekseni politikalarının masaya yatırıldığı bir içerik olduğu ima ediliyor. Bu bağlamda, rejimin liyakatsiz, ideolojik ve gerçeklerden kopuk olduğu yönünde görüşler paylaşılıyor. Ayrıca, İran'daki Türk azınlığın durumuna dair bir eleştiri de yer alıyor.
Programın süresinin çok uzun bulunduğuna dair bir eleştiri mevcut. Bunun yanı sıra, programın başlığının içerikle uyumsuz olduğu ve İran rejimini kötülemeye ayrıldığı yönünde bir iddia da var.
Genel olarak yorumlar, sunulan içeriğe ve sunucuların performansına yönelik yoğun bir takdir ve teşekkür ifadelerinden oluşuyor.