Hediye Levent'in sunuculuğunda gerçekleştirilen yayında, Amerika'nın Irak'tan çekilmesi süreci ve bunun yarattığı belirsizlikler ele alınıyor. Bağdat'ta resmi açıklamalar, kulis bilgileri ve Irak basınındaki haberler birbirinden farklı mesajlar verirken, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve Erbil yönetimi oldukça tedirgin bir tablo sergiliyor.
1 Ekim'den itibaren Irak'ta ne olacağı sorusu yalnızca güvenlikle sınırlı değil; siyasi, diplomatik ve bölgesel gerilimler ile radikal grupların yeniden ortaya çıkma ihtimalini de kapsıyor. Haşdi Şabi'nin silahsızlandırılması süreci kapsamında Irak Başbakanı Ali el-Zeydi'nin 30 Eylül'e kadar bu işi halledeceklerini açıklaması dikkat çekiyor. Ancak sahada 200 binden fazla silahlı adam bulunuyor ve bu yapılar yıllar içinde ekonomik, ticari ve siyasi ağlar oluşturmuş durumda. Silah bırakma konusunda tedirgin olanların temel sorusu ise şu: Biz silah bırakalım ama ülkeyi kim koruyacak? Çünkü Irak'ta güçlü bir ulusal ordu bulunmuyor.
İran ile Amerika arasındaki gerilim ve savaş meselesi, Irak'ı doğrudan ilgilendiriyor. Irak'ın İran-Amerika savaşının sahnesine dönüşüp dönüşmeyeceği, Gazze, Lübnan ve Suriye'de nüfuzunu kaybeden İran'ın ne yapacağı sorgulanıyor. İran'ın tutunabileceği tek yer olarak Irak sahası görülüyor ve bu nedenle İran'ın Irak'taki faaliyetlerini artırabileceği yönünde tedirginlikler var. Ayrıca İranlı Kürt silahlı ve siyasi grupların Irak topraklarındaki varlığı ve İran'ın bu gruplara yönelik saldırıları da önemli bir başlık oluşturuyor.
7 Ekim'de Hamas'ın İsrail yerleşim birimlerine yönelik saldırısıyla bölgede yeni bir dönem başladı. Bu süreçte güç boşlukları oluşuyor, yeni ittifaklar yükseliyor ve bölgede daha çok ekonomi tabanlı bir ittifaklar ağı şekillenmeye başlıyor. Bu durum bazı ülkeler için avantaj yaratırken Irak gibi ülkeler için belirsizliği daha da büyütüyor. Irak, bölgesel ittifaklar tam olarak şekillenmediği için kendini İran'ın önünde korumasız bir konumda görüyor.
Amerika'nın Irak'taki varlığı istenmiyor olsa da hem Bağdat'a hem de Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne bir koruma kalkanı sağlıyordu. Amerikalılar çekilince hava savunması ve istihbarat alanlarında ciddi zafiyet doğabileceği endişesi var. IŞİD'in varlığı Irak ve Suriye'de hala devam ediyor; örgütsel olarak çökertilmiş olsa da hücre tipi yapılanması sürüyor ve Irak'ta uyuyan hücreleri bulunuyor. IŞİD'in yeniden güçlenmesini sağlayacak sosyoekonomik faktörler de devam ediyor.
Irak'ta toplumsal uzlaşı süreci yaşanmadı; fail ile mağdur yan yana yaşamak zorunda. On binlerce kayıp var ve toplu mezarların yerleri hala aranıyor. Mezhep meselesi de IŞİD'in yükselişiyle birlikte yeniden gerilim sebebi oldu. Güvenlik zafiyeti ile birlikte radikalizmin yeniden hortlaması ve mezhep damarının kaşınması riski bulunuyor.
Bağdat ile Washington arasında yeni güvenlik işbirliği anlaşmaları yapılabileceği, iki tarafın eşit pozisyon alabileceği ve Irak'ın eğitim, istihbarat gibi konularda Amerika'dan destek almaya devam edebileceği belirtiliyor. Ancak Irak ordusunda İran lehine çalıştığı iddia edilen üst düzey komutanlar olduğu yönünde açıklamalar da gündemde.
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi cephesinde Mesut Barzani ve Neçirvan Barzani'nin uluslararası basına yaptıkları açıklamalarda hayal kırıklığı ve endişe öne çıkıyor. Erbil yönetimi, Irak'ta güvenliğin istikrarlı şekilde devam ettiği şartlar oluşmadan çekilmenin erken olduğunu savunuyor. Radikaller meselesinin sürekli vurgulanmasının sebebi ise Batı dünyasında karşılık bulması ve dikkat çekmesi olarak değerlendiriliyor.
İran, Amerika ile son savaşın başından beri Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne yönelik en az 1000 saldırı gerçekleştirdi. Amerikalıların hava savunma desteği varken yapılan bu saldırılar, destek olmazsa ne olacağı sorusunu gündeme getiriyor. İran Ağustos ayında Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin dış istihbarattan sorumlu merkezi Parastin'i vurdu. Amerika, Erbil'deki Patriot sistemlerini Ürdün'e, İngiltere ise kendi hava savunma sistemlerini Kıbrıs'a taşıdı. Şu anda Erbil'in hava güvenliği ve hava savunması bulunmuyor.
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Irak anayasası çerçevesinde hareket etmek zorunda. Anayasanın 121. maddesine göre iç güvenlikten federal yönetim sorumlu. Erbil, bu maddeye dayanarak Amerika'nın boşalttığı üsler dahil olmak üzere peşmerge yerleşmeli ve peşmerge kullanılmalı diyor. Bağdat ise hava savunmasının iç asayişten farklı olduğunu, saldırının dışarıdan İran'dan geldiğini ve anayasanın 121. maddesi kapsamına girmediğini savunuyor. Bağdat'a göre hava savunma sistemi Erbil'e yerleştirilse bile karar kontrol mekanizması Bağdat'ta olmalı. Bağdat'taki İran yanlısı siyasi ve askeri çevrelerin bu süreci manipüle edip edemeyeceği ise ayrı bir soru işareti olarak ortaya çıkıyor.
Bu yayın için izleyiciler toplamda 0 yorumda bulunmuş. 0 defa izlenen yayın 0 kişi tarafından beğenilmiş.