Hediye Levent'in sunuculuğundaki yayında konuklar Candan Badem ve Birol Başkan ile Osmanlı modernleşmesi, aydınlanması ve reform hareketleri kapsamında 93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) ele alınıyor. Yayının ana odağı, savaşın sebepleri, sonuçları ve özellikle yarattığı büyük göç dalgaları (muhacirlik) üzerinedir.
Candan Badem, 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı toplumunu en çok etkileyen olgunun muhacirlik olduğunu belirtiyor. Osmanlı'nın hem ekonomik (boş toprakları vergi ödeyecek çiftçilerle doldurmak) hem de ideolojik (İslam dünyasının halifesi olma misyonu) nedenlerle Müslüman göçmenleri davet ettiğini, ancak devletin imkanlarının bu kadar büyük bir kitlenin yerleştirilmesine yeterli olmadığını ifade ediyor.
Göç edenler arasında sınıfsal bir ayrışma olduğu, özellikle Çerkez ve Abhaz feodallerinin köleleriyle birlikte gelerek Osmanlı'da gerilim yarattığı anlatılıyor. Muhacirlerin bir kısmının, Balkanlar'da başıbozuk olarak kullanıldığı ve Bulgar ayaklanmasının bastırılmasında sivil halka zulmettikleri, bunun da Avrupa kamuoyunun Osmanlı aleyhine dönmesine neden olduğu vurgulanıyor.
Doğu cephesinde de benzer şiddet olaylarının yaşandığı, başıbozukların ve ordunun sivil Ermeni halka zulmettiği belirtiliyor. Bu durumun, 93 Harbi sonrası Berlin Antlaşması'nın 61. maddesiyle Ermenilerin ilk kez uluslararası bir anlaşmaya girmesine yol açtığı ifade ediliyor.
Savaştaki yenilginin en önemli nedenlerinden biri olarak II. Abdülhamit'in savaş yönetimi gösteriliyor. Abdülhamit'in paranoyak ve müstebit yapısı, telgraf aracılığıyla komuta kademesine müdahale ederek kaos yaratması, jurnalciliği teşvik etmesi ve liyakati zedelemesi eleştiriliyor. Bununla birlikte, Abdülhamit dönemindeki modernleşme hamlelerinin (okul açma, telgraf kullanımı) aslında dönemin teknolojik ve siyasi şartlarının bir dayatması olduğu, kişisel bir başarı olarak görülmemesi gerektiği savunuluyor.
Yayının ilerleyen bölümlerinde, muhacir akınının Anadolu'nun etnik ve dini yapısını nasıl dönüştürdüğü tartışılıyor. Anadolu'nun Müslümanlaşması ve Türkleşmesinin hızlandığı, bu sürecin İttihatçılar ve Cumhuriyet döneminde de devam ettiği belirtiliyor. Candan Badem, Ermenilerin ve Rumların Anadolu'dan ayrılmasının ülkeyi çoraklaştırdığını, çünkü bu toplulukların bilgi birikimi ve dünyayla bağları açısından daha ileri olduğunu ifade ediyor.
Soru-cevap bölümünde, Ermeni meselesinde dış mihrak söylemi eleştiriliyor ve Rusya'nın da Ermeni milliyetçiliğini bir tehdit olarak gördüğü belirtiliyor. Osmanlı'nın gayrimüslimleri yönetime katma konusunda Rusya'dan daha geri olduğu vurgulanıyor. Program, resmi tarih söyleminin dışına çıkmanın ve tarihe materyalist bir perspektiften bakmanın önemi vurgulanarak sonlandırılıyor. Gelecek hafta aynı konunun daha kapsamlı bir şekilde ele alınacağı duyuruluyor.
Bu yayın için izleyiciler toplamda 32 yorumda bulunmuş. 2462 defa izlenen yayın 246 kişi tarafından beğenilmiş.
Yorumların büyük kısmı teşekkür ve övgü içeriyor. Bazı izleyiciler Candan Badem'in Rusya'ya yönelik olumlu tutumunu ve Osmanlı'ya eleştirel yaklaşımını sorgularken, bir kısmı da programın tarih anlatısını beğendiğini belirtiyor. Ermeni meselesi, tehcir ve azınlıklar konusunda farklı görüşler dile getirilmiş; kimisi resmi tarihin dışına çıkılması gerektiğini savunurken, kimisi de Ermeni ve Rum azınlıkların zenginliğine ve bunun yarattığı sorunlara dikkat çekiyor. Birol Başkan'ın anlatım tarzı beğenilirken, Hediye Levent'in program akışına müdahale etme çabası bir izleyici tarafından eleştirilmiş. Ayrıca şapırtı sesi ve teknik detaylarla ilgili şikayetler de var.