Hediye Levent'in sunuculuğunda antropolog Yektan Türkyılmaz ile gerçekleştirilen yayında, Kürt siyasi hareketleri ile İsrail arasındaki ilişkiler tarihsel ve güncel boyutlarıyla ele alındı. Tartışma, Almanya'da düzenlenen Kürt-Yahudi Konferansının isimlendirme sorunları ve antisemitizm riskleriyle başladı. İsrail devlet politikaları ile Yahudilik arasındaki ayrımın altı çizilerek, devlet eleştirisi ile etnik/dini grupları hedef almanın farklı olduğu vurgulandı.
Yayında, 1992'de Irak Kürdistanı'nda elde edilen statüden 2003 işgaline, 2011 Arap ayaklanmalarından 7 Ekim 2023 Hamas saldırısına uzanan dönüm noktaları analiz edildi. Kürt siyasi hareketlerinin (KDP, KYB, PKK, SDG) parçalı yapısı, jeopolitik angajmanları ve birbirleriyle olan gerilimleri masaya yatırıldı. Özellikle Kobani savunmasının Ortadoğu Kürtlüğünde yarattığı sembolik birlik etkisine dikkat çekildi.
Rojava (Suriye Demokratik Güçleri - SDG) deneyimi, bir örgüt olmaktan çıkarak bölgesel bir aktöre dönüşmesi, Kürt-Arap ittifakı modeli ve günlük yönetim pratiklerindeki başarılar ve zorluklar bağlamında değerlendirildi. İsrail'in bölgedeki İransız Ortadoğu planları, Türkiye'nin yayılmacı politikaları ve bu ikisi arasındaki gerilimde Kürtlerin konumu tartışıldı. İsrail'in SDG'yi potansiyel müttefik olarak görmesinin nedenleri (seküler yapı, cihatçı tehdide karşı ortak mücadele, ABD müttefikliği) ve SDG'nin Arap aşiretleriyle ilişkileri nedeniyle İsrail ile doğrudan bir ittifakın önündeki engeller irdelendi.
PKK'nın silah bırakma açıklaması, Türkiye'nin açılım süreci ve bu hamlelerin
Bu yayın için izleyiciler toplamda 195 yorumda bulunmuş. 27643 defa izlenen yayın 1691 kişi tarafından beğenilmiş.
Yorumların özeti:
Yayına ve konuğa yönelik genel olarak teşekkür ve takdir ifadeleri bulunuyor. İzleyiciler, programın bilgilendirici, aydınlatıcı ve ufuk açıcı olduğunu belirtiyor. Konuk Yekta Türkyılmaz'ın analizleri özellikle beğeniliyor ve kendisinin daha sık programa davet edilmesi talep ediliyor.
Bunun yanı sıra, sunucu Hediye Levent'e yönelik bazı eleştiriler de mevcut. Bu eleştiriler arasında, konuğun sözünü kesmesi, program akışını sağlayamaması, reklamların sıklığı, bazı terimleri (örneğin Pekaka) yanlış telaffuz etmesi ve Türkiye'ye ilişkin konularda naif veya yetersiz bulunan yaklaşımı yer alıyor.
Yorumlarda, programın içeriğine dair çeşitli görüş ve tartışmalar da yansıtılıyor. Bu tartışma başlıkları şöyle özetlenebilir:
* PKK/YPG'nin rolü, gücü ve geleceği konusunda farklı değerlendirmeler (zayıfladığı vs. güçlendiği).
* Kürt hareketinin İsrail ile olası ilişkisi ve bunun etik/politik sonuçları üzerine tartışmalar.
* Rojava'daki (SDG) demografik yapı, Kürt-Arap ilişkileri ve bölgenin geleceğine dair analizler.
* Türkiye'nin Kürt sorununa ve Rojava'ya yönelik politikalarının eleştirisi.
* Suriye'deki Kürt nüfusunun gerçek büyüklüğüne dair iddia ve tahminler.
* Kürt siyasi hareketi içindeki farklı eğilimler ve ittifak arayışları.
Ayrıca, bazı yorumlarda sunucu ve konuğun etnik kimliklerine atıfta bulunularak eleştirildiği, bazılarında ise yayının içeriğinin boş veya manipülatif bulunduğu görülüyor. Teknik bir konu olarak, programın çok uzun olduğuna dair birkaç şikayet de mevcut.