İran

İran'da rejim devrilir mi? Dr. Mehmet Akif Koç ile konuşuyoruz.

16 Oca 2026

Yayın Özeti

Hediye Levent, İran'daki son gelişmeleri konuşmak üzere eski diplomat ve İran uzmanı Mehmet Akif Koç'u ağırladı. Koç, İran'da yaşadığı dönemdeki gözlemlerini ve bölgeye dair analizlerini paylaştı.

Konuşmada öncelikle Türkiye'deki İran algısının ve bilgi kaynaklarının sorunlarına değinildi. Batı kaynaklı, İngilizce'den çevrilen ve genellikle İran'dan ayrılmış kişilerin aktarımlarına dayanan bilgilerin tek taraflı olduğu, bu nedenle haberlerin kaynağı, amacı ve bağlamı sorgulanmadan kabul edilmemesi gerektiği vurgulandı. İran'a yönelik aşırı olumlu veya olumsuz duygusal yaklaşımların sağlıklı bir analizi engellediği belirtildi.

Mehmet Akif Koç, İran toplumunun homojen olmadığını, etnik ve mezhepsel açıdan oldukça parçalı bir yapıya sahip olduğunu açıkladı. Toplumun genelinde muhafazakar bir kimliğin hakim olduğunu, ancak bunun herkesin dindar veya rejimin katı bir destekçisi olduğu anlamına gelmediğini ifade etti. İnsanların gündelik hayatta kalma, ekonomik sıkıntılar gibi temel kaygılarla hareket ettiğini, bu nedenle ideolojik bağlılıkların toplumun büyük çoğunluğu için belirleyici olmadığını söyledi.

Aralık 2024'te başlayan gösterilerin kökeni ve dinamikleri tartışıldı. Gösterilerin başlangıcında esnafın tepkisinin, hükümetin ihracatçılara yönelik avantajlı döviz kuru uygulamasını kaldırması olduğu aktarıldı. Sokaklara çıkan insanların farklı motivasyonlara (ekonomik sıkıntılar, kimlik talepleri, kadın hakları, geçmiş haksızlıklar) sahip olduğu, bu nedenle göstericilerin homojen bir kitle olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı. Gösterilerin özellikle batı bölgelerinde ve aşiret yapısının güçlü olduğu yerlerde yoğunlaşmasının sosyolojik nedenleri üzerinde duruldu.

İran rejiminin ayakta kalma stratejileri konuşuldu. Rejimin, toplumsal memnuniyetsizlik arttığında emniyet sübabı işlevi gören taktiksel geri adımlar atabildiği (örneğin, Pezeşkiyan'ın seçilmesine izin verilmesi, hicap devriyelerinin azaltılması) belirtildi. Ancak anayasal yapıdaki Velayet-i Fakih sistemi nedeniyle seçilmişlerin (cumhurbaşkanı) yetkilerinin çok sınırlı olduğu, asıl gücün atanmış dini lider ve onun kontrolündeki kurumlarda (Devrim Muhafızları) olduğu ifade edildi. Bu durumun yapısal bir krize yol açtığı ve sistem içi muhalefetin (ılımlı kanat) bile aslında rejimin temel prensiplerinden kopuk olmadığı aktarıldı.

İran'da neden milyonlarca insanın sokağa dökülmediği sorusuna üç temel yanıt verildi: 1) Rejimin seküler muhalefetin örgütlenmesine (siyasi parti, sendika, bağımsız medya) izin vermemesi, 2) Güçlü bir İranlılık kimliği ve dış müdahale korkusu nedeniyle mevcut devlet yapısının dağılmasının istenmemesi, 3) Toplumun büyük çoğunluğunun ideolojik angajmanlardan ziyade gündelik hayat kaygılarıyla hareket etmesi.

Son olarak, İran'da rejim değişikliğinin ancak üç senaryo ile mümkün olabileceği bir model sunuldu: 1) Seküler bir devrim (ki bunun için gerekli sosyolojik ve örgütsel koşulların olmadığı belirtildi), 2) Etnik/mezhepsel toplulukların kitlesel ayaklanması (şu an için dinamiklerin görülmediği), 3) Karasal bir işgal (Amerika'nın bile maliyet ve riskler nedeniyle gerçekçi bulmadığı). Konuşmacı, İran'a yönelik dış müdahalenin hibrit savaş şeklinde, hava saldırıları, suikastler ve sokak hareketlerini birleştiren bir üçüncü fazla devam edeceğini öngördü.

Program, izleyicilerden gelen Rusya-Çin'in tutumu, Türkiye'ye etkileri gibi soruların kısa yanıtlarıyla sona erdi.

Youtube'ta aç

İzleyici yorumları

Bu yayın için izleyiciler toplamda 158 yorumda bulunmuş. 17207 defa izlenen yayın 1103 kişi tarafından beğenilmiş.

Yorumların özeti:

İzleyicilerin önemli bir kısmı programı ve konuğun bilgi birikimini takdir ediyor, faydalı ve aydınlatıcı buluyor. Hediye Levent'in gazeteciliğine ve moderasyonuna övgüler var.

Ancak, konuk Mehmet Akif Koç'a yönelik yoğun eleştiriler mevcut. Birçok izleyici, konuğun anlatımını kibirli, egoist, savunmacı ve sağcı zihin kodlarına sahip olarak nitelendiriyor. Konunun ana hatlarına geçmeden önce çok uzun süre kendini ve bakış açısını savunması, yorumlara ve eleştirilere aşırı tepki vermesi sıkça şikayet edilen konular. Bazı izleyiciler bu nedenle programı yarıda bıraktığını belirtiyor.

Konuğun İran rejimine yönelik analizleri, özellikle rejim desteği ve protestoların niteliği hakkındaki yorumları, birçok izleyici tarafından gerçekleri yansıtmamakla, molla rejimini meşrulaştırmaya çalışmakla veya toplumsal muhalefeti küçümsemekle eleştiriliyor. Tarafsızlık iddiasının arkasında taraflı bir bakış olduğu düşüncesi hakim.

Teknik bir eleştiri olarak, Hediye Levent'in ses kalitesinin düşük olduğu ve bunun anlamayı zorlaştırdığı birkaç kez dile getirilmiş.

Sonuç olarak, programın içeriği takdir edilse de, konuğun sunuş tarzı ve bazı argümanları izleyici kitlesinde ciddi bir polarizasyona ve hayal kırıklığına neden olmuş. Yorumlar, kanalın genel izleyici profilinin bu tür bir üslup ve perspektife aşina olmadığını ve tahammül etmekte zorlandığını gösteriyor.