Irak

Türkiye Başika ve Zilkan üslerini neden boşaltıyor? Tahliyenin sebebi Haşd-i Şaabi mi?

24 Eyl 2026

Yayın Özeti

Türkiye ile Irak arasında yapıldığı duyurulan anlaşma çerçevesinde, TSK'nın Irak'ın kuzeyindeki en önemli üslerinden biri olan Başika üssünün tahliye edileceğine dair açıklamalar gündeme geldi. Ancak tahliyenin ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğine dair herhangi bir takvim veya tarih açıklaması bulunmuyor.

23 Eylül Çarşamba günü New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali El Zeydi bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmede iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğinin ve güvenlik işbirliğinin derinleştirilmesi yönünde adımlar atılmasına vurgu yapıldı. Bu açıklama, sıradan diplomatik klişelerden farklı olarak birkaç nedenden dolayı önem taşıyor.

Başika ve Zilkan üsleri meselesi yeni değil; yıllardır Ankara ile Bağdat ilişkileri arasındaki gerilimli konulardan biri oldu. TSK, 2015 yılında Başika'ya yerleşti. O dönemde Bağdat'ta İran'a yakın ve mezhepçi, Şii eğilimli bir siyaset güdülüyordu. Türkiye de mezhepçi politikalarla dış politikasını şekillendiriyor ve Irak'taki Sünni kesimle işbirliği yapıyordu. Türkiye, IŞİD kontrolündeki Musul'un kurtarılması için savaşan grupları eğiteceğini ve himaye edeceğini duyurdu. Başika üssüne yerleşme, Sünni siyasetçilerin ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin özellikle Erbil'in onayıyla gerçekleşti. Bağdat bu duruma öfkelendi.

Musul'un IŞİD'ten kurtarılmasının ardından Başika üssünün fonksiyonu değişti; Türkiye'nin bölgedeki PKK'ya yönelik operasyonlarının ana karargahı haline geldi. 2024 yılında Ankara ve Bağdat arasında yapılan bir anlaşmada Başika üssünün Irak Kara Kuvvetlerine devredilmesi imza altına alındı ancak bu anlaşma hayata geçmedi. Ortak eğitim üssü gibi formüller konuşuldu.

Şengal (Sincar) meselesi bu sürecin en kritik ayaklarından biri. IŞİD'in Ezidilere yönelik saldırısı ve soykırımının ardından PKK bölgeye girdi. PKK, Ezidilerden oluşan YBŞ adlı silahlı bir grup organize etti. Şengal, Irak-Suriye sınır hattının önemli bir kısmını kontrol etme imkanı sunduğu için PKK açısından stratejik önem taşıyordu. Bu hat üzerinden Suriye tarafına lojistik aktarılıyor, insan ve silah taşınıyordu. Haşdi Şabi açısından da Şengal, İran'ın Suriye üzerinden Lübnan'daki Hizbullah'a silah ve lojistik ulaştırma hattı üzerinde bulunması nedeniyle kritik bir noktaydı. Haşdi Şabi ile YBŞ defalarca ortak operasyon yaptı; YBŞ'nin silah, masraf ve lojistiğini Haşdi Şabi karşılıyordu.

Ankara, Şengal'in sürece karşı çıkan PKK'lıların toplandığı ve yeniden organize olabileceği bir yer haline gelmesinden endişe ediyor. Ayrıca Suriye sınırının Irak tarafında Şengal kadar yakın bir noktada hazır güçlerin lojistik merkezinin olmasının, Irak'tan Suriye içlerine hızlı bir PKK varlığı akışına sebep olabileceği değerlendiriliyor.

Haşdi Şabi'nin silahsızlandırılması süreci ise ayrı bir boyut oluşturuyor. Bağdat, tüm silah kullanma yetkisinin tek elde, devlette olması gerektiğini savunuyor. Ancak Haşdi Şabi silah bırakmak istemiyor. Haşdi Şabi, Türkiye'nin 1 Temmuz 2027'ye kadar Irak'ın kuzeyindeki tüm üslerden çekilmesini, ancak bundan sonra silahsızlanma takvimini harekete geçireceğini söylüyor. Haşdi Şabi'nin amacı silah bırakma takvimini komplike süreçlere endeksleyerek zaman kazanmak. Ankara ve Bağdat ise bu talebi boşa düşürmek için anlaşmış görünüyor; her iki başkent de Haşdi Şabi'nin silahsızlandırılmasını ve güçlü bir Irak ordusunun kurulmasını istiyor.

Amerika'nın 30 Eylül itibariyle Irak'taki askeri varlığını çekmesi bekleniyor; geride az sayıda danışman ve teknik personel kalacak. Haşdi Şabi, Amerika çekildikten sonra Irak'ta hava, kara ve sınır güvenliğinde ciddi boşluklar oluşacağını ve bu dönemde silahsızlandırılmaya çalışılmasının yanlış olduğunu savunuyor. Bu argüman tamamen haksız değil; ancak Haşdi Şabi içinde çok sayıda farklı silahlı grup ve her birinin farklı ajandası bulunuyor.

Irak-Suriye petrol hattı da kritik önem taşıyor. Kerkük bölgesinden Suriye'nin Lazkiye kentindeki Tartus'taki rafineriye tankerlerle petrol taşınıyor. Bu hattın açık ve temiz tutulması Bağdat için hayati; zira Irak'ın petrol ihracatının büyük bölümü Hürmüz Boğazı üzerinden yapılıyordu ve Hürmüz krizi Irak'ı ciddi şekilde vurdu. Şengal, bu Kerkük-Suriye hattı üzerinde bulunuyor ve YBŞ'nin varlığı bölgeyi gerilim potansiyeli olan bir yer haline getiriyor.

Kalkınma Yolu Projesi ise Basra Körfezi'nden başlayıp Irak'ı boylu boyunca geçerek Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanması planlanan ticaret ve enerji hattı. Irak'ın buna çok ihtiyacı var; özellikle Hürmüz krizi sonrasında. Türkiye'nin de buna ihtiyacı var. Ancak bu hattın karşısına çok sayıda silahlı grup ve farklı politik hareket çıkıyor. Hem Ankara hem Bağdat, bu projeyi gerçekleştirmek için tehdit ve istikrarsızlık unsuru olarak gördükleri faktörleri temizlemeye girişmiş durumda. Bu, bir anlamda bölge temizliği durumu. Güvenliğin sağlanması yetmiyor; güvenliğin istikrarlı hale getirilmesi gerekiyor.

Erdoğan-El Zeydi görüşmesindeki güvenlik işbirliği ve kalkınma yolu vurgusu bu anlamda önemli. Artık Irak ve Türkiye arasındaki ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi iki ülke ilişkilerinin temelini oluşturacak. Daha realist, sahaya uygun, açık sözlü ifadeler öne çıkıyor. Ekonomik çıkarlara dayalı sen de kazan, ben de kazanayım yaklaşımı benimseniyor. Ancak bu ekonominin üzerine kurulduğu zemin güvenlik olacak.

Peşmerge'nin birleşmesi meselesi de bu süreçle alakalı. Kalkınma Yolu Projesi'nin Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi içinden geçmesi konuşuluyor. Ancak güçlü bir merkezi Irak ordusunun kurulması süreci çok yavaş ilerliyor. Türkiye'nin çekildiği noktalara kimin yerleşeceği, örneğin Mahmur'dan PKK çekildikten sonra kimin yerleşeceği meselesi bile henüz çözülmedi.

Haşdi Şabi'nin silahsızlandırılması ile ilgili olarak 30 Eylül'de silah bırakması planlanmıştı ancak bu gerçekçi bir plan değildi; 9 ay kadar uzatılarak Haziran 2027'ye alındı.

Soru-cevap bölümünde Haşdi Şabi'nin gelir kaynağı ve İran-Bağdat ilişkisi soruldu. Haşdi Şabi bir çatı yapı; içinde çok sayıda farklı ideolojide silahlı grup var. Savaş döneminde edindiği güç, ticaret ağı ve güvenlikle ilgili vazgeçilmez olma statüsünü kaybetmek istemiyor. İran'dan doğrudan emir almak yerine kendi bekasını düşünüyor; İran da kendi çıkarları doğrultusunda süreci yönlendirmeye çalışıyor. Haşdi Şabi, güçlü bir Irak ordusu olmadığı ve Amerika çekildiği için güvenlik açısından vazgeçilmez olduğunu savunuyor ve silahsızlanma olacaksa maksimum kazan

Youtube'ta aç

İzleyici yorumları

Bu yayın için izleyiciler toplamda 74 yorumda bulunmuş. 23533 defa izlenen yayın 772 kişi tarafından beğenilmiş.

Yorumların çoğu Hediye Levent'e teşekkür ve destek mesajlarından oluşuyor; emeğine sağlık, iyi yayınlar, tebrikler gibi ifadeler ve kalp, alkış, dua emojileri sıkça kullanılmış. Bazı yorumcular yayının içeriğine dair özetler veya zaman damgaları paylaşmış, özellikle Başika ve Zilkan üsleri, Haşdi Şabi, Şengal, Kalkınma Yolu Projesi gibi konulara değinilmiş. Bir kısım yorumcu ise Kürt meselesi, PKK, İran, Irak, Suriye ve Türkiye'nin bölgesel politikaları hakkında eleştirel veya siyasi görüşler belirtmiş; bazıları Hediye Levent'e sorular yöneltmiş veya yayın tarzı hakkında yorum yapmış. Ayrıca kedisiyle ilgili sağlık tavsiyesi, sigara bırakma deneyimi paylaşımı ve gelecek yayın duyuruları gibi kişisel veya konu dışı yorumlar da yer almış. Genel olarak yorumlar, Hediye Levent'in anlatımını beğenen, teşekkür eden ve bölgesel konulara ilgi duyan bir izleyici kitlesini yansıtıyor.