Hediye Levent, konuğu Prof. Dr. Mehmet Azimli ile Ankara Okulu Yayınları tarafından yürütülen Oryantalist Klasikler projesini konuşuyor. Azimli, daha önce İslam Klasikleri serisinden bahsettiklerini hatırlatarak, bu akşam Batılı doğu bilimcilerin (oryantalistlerin) temel eserlerinin Türkçeye kazandırılmasını ele alacaklarını belirtiyor.
Mehmet Azimli, İslam klasiklerini yayınlama çalışmalarının ardından neden oryantalist eserlere yöneldiklerini açıklıyor. En temel İslami kaynakların (İbn Hişam'ın Siyeri, Taberi'nin Tarihi, İbnü'n-Nedim'in Fihristi gibi) ilk baskılarının 19. yüzyılda Avrupalı akademisyenler tarafından yapıldığını vurguluyor. Müslüman dünyanın bu kaynaklara ulaşmakta yaşadığı gecikmeyi, Namık Kemal ve Ziya Paşa'nın savunma yaparken bile elinde matbu kaynak bulamaması örneğiyle anlatıyor. Oryantalistlerin, İslam coğrafyasını anlamak için temel kaynakları titizlikle çalıştıklarını, konkordans gibi araçları ilk geliştirdiklerini ve çok sağlam akademik eserler ürettiklerini belirtiyor. Kendi tecrübesinden yola çıkarak, 1900'lerin başında yazılmış bir kitabı hazırlarken, yazarın kendisinin daha görmediği kaynaklara ulaşmış olması karşısında hissettiği utancı paylaşıyor.
Oryantalist çalışmalara yönelik kötü niyetli eleştirilerini tembelliğin kılıfı olarak değerlendiren Azimli, asıl sorulması gereken sorunun Biz neden yapmadık? olduğunu savunuyor. Bu eserlerin, ister iyi niyetle ister kötü niyetle yazılmış olsun, belgeye dayalı ve akademik ahlaktan taviz vermeyen çalışmalar olduğunu, bu nedenle mutlaka görülmesi gerektiğini ifade ediyor. 1700-1950 yılları arasında yapılan çalışmaların çok değerli olduğunu, 1950 sonrasında ise oryantalistlerin çoğunlukla ateist bir perspektifle çalıştığını ekliyor.
Oryantalistlerin metodolojik üstünlüklerine değiniyor: Müslümanların imanla okuduğu metinlerdeki tutarsızlıkları dışarıdan bakarak görebilmeleri, çapraz okuma ve coğrafya bilgilerinin kuvvetli olması. Bu eserleri Türkçeye kazandırma sürecindeki zorluklardan, özellikle telif hakları (70 yıl kuralı) ve nitelikli çevirmen bulma konusundaki sıkıntılardan bahsediyor.
Kitap seçim kriterlerini açıklayan Azimli, alanında köşe taşı kabul edilen yazarlara (Nöldeke, Goldziher, Caetani gibi) ve Türkiye'deki bilgi açığını kapatacak konulara öncelik verdiklerini söylüyor. Özellikle İtalyan tarihçi Leone Caetani'nin eserlerinin hikayesini anlatıyor. Caetani'nin 32 ciltlik eserinin, Atatürk'ün talimatıyla Hüseyin Cahit Yalçın tarafından Osmanlıcaya çevrildiğini, ancak sadece ilk 10 cildinin 1928'de yayınlanabildiğini belirtiyor. Bu çeviriyi Latin harflerine aktarıp yayınladıklarını, kalan ciltler için de çalışmaların sürdüğünü ifade ediyor.
Çevrilen diğer önemli eserler arasında Robert Hoyland'ın Allah'ın Yolunda: Araplar ve İmparatorluklar ile Ötekinin Gözüyle İslam, Theodor Nöldeke'nin Doğu Üzerine Oryantalist Denemeler ve Julius Wellhausen'in Arap Devleti ve Sukutu kitaplarını sayıyor. Ayrıca, kadim oryantalistler dediği, İslam'ın erken dönemlerinde gayrimüslimlerin (örneğin Süryani tarihçilerin) yazdığı kaynakları da yayınlamaya çalıştıklarını ekliyor.
Sömürgecilik ve oryantalizm ilişkisi sorularına cevaben Azimli, bu çalışmaların bilimsel değerinin özerk olduğunu, kaynaklar Türkçeye kazandırıldıktan sonra uzmanların bu ilişkiyi daha rahat inceleyebileceğini söylüyor. Eski metinlerin günümüze ulaşma sürecini ve tahkik yönteminin önemini açıklıyor.
Program, Hediye Levent'in dinleyicilere bu değerli kaynakları edinmeleri tavsiyesi ve Mehmet Azimli'ye teşekkürleriyle sona eriyor.
Bu yayın için izleyiciler toplamda 42 yorumda bulunmuş. 4590 defa izlenen yayın 350 kişi tarafından beğenilmiş.
Yorumlarda genel olarak Hediye Levent ve konuğu Prof. Dr. Mehmet Azimli'ye teşekkür edilmiş, yayının bilgilendirici ve faydalı bulunduğu belirtilmiştir. Bazı izleyiciler oryantalistlerin objektifliği ve yöntemleri hakkında eleştirel görüşler paylaşmış, çeviri sürecinde yapay zeka kullanımı önerilmiştir. Bir izleyici kitaplara erişim ve indirim talebinde bulunurken, bir diğeri yayının uyku getirdiğini mizahi bir dille ifade etmiştir. Ayrıca, yayın içeriğine yönelik beğeni ve umut ifadeleri de yer almıştır.